31 Aralık 2007 Pazartesi

Yeni Yıl hayr getirsin herkese...

Bir sene daha tükettik!
Kimisi nasıl tükettiğini fark etmeden,kimisi zaman geçsede ulaşmak istediklerime ulaşayım derken,kimisi zaman dursa ve akmasa derken vs.vs.
Herkesin farklı farklı düşünceleriyle yaşadıklarıyla geçti ve son saatlerindeyiz.
Kendimden yola çıkayım hemen,geçen sene yoğun-yorucu-biraz sızılı geçti umarım yeni bir sene her şeyi dozunda yaşattırır bizlere.
Mutluluğun dozunda hüznün ise yaşanılacaksa kararında yaşanacağı,yoldaşınızın umut olacağı bir sene dilerim...

28 Aralık 2007 Cuma

Brokoli Çorbası

Sabah tam çıkıyorum annem arada bir şeyler söylüyor,bende o arada size brokoli çorbası yapacağım diyorum arada tamamlar kaynadı eee akşam eve geldim annem çorba yapmış neyse sabır çektim sabır sabır:)
Ertesi gün yaparım dedim oldumu dersiniz hayır, ama ismihan teyze(misafirimizdi onun için yapıldı bu çorba:))gitmeden birgün(yani 2 gün sonra) önceye yetiştirdim ve yaptım azmin zaferi:)
Sonuç nedir çok beğendiler 2 kase içtiler.
Hatta çok baskı yaptım bakın benim kendi başıma yaptığım bir şey,doğru söyleyin benim mucitliklerimden dedim onlarda karşısında 2.kaseyi bile istediler o kadar beğenmişler:)


Malzemeler:

1 paket brokoli
5 su bardağı su
2 su bardağı süt
1 havuç
1 soğan
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çorba kaşığı tereyağı
Tuz

Yapılışı:

Soğanı yağda biraz kavurun,brokolileri elinizde biraz bölerek içine atın havucuda sonrasında koyun yaklaşık 5 dakika daha kavurun orta ateşte.
Sonrasında ise suyunu ve sütün bir bardağını koyun tuzunuda ekleyin ve sebzelerin iyice yumuşamısını sağlayacak kadar ocakta pişsin.
Pişen çorbamızı sonra blendırdan geçirin ve tekrardan ocağa alıp içine kalan bir bardak sütü daha koyup kaynamasını bekleyin bir iki taşım kaynatıp altını kapatın.
Sonra tereyağınızı ayrı bir yerde eritin ve çorbanızın üzerine gezdirin.

25 Aralık 2007 Salı

İçli Truff---En en tatlı etkinlik:)

Sahibinin tatlılığıyla hazırlanan bir etkinlik bu sefer misafir olduğumuzda.
Sevgili Burçin'in"en tatlı hediyeler etkinliği"enlerden giden bir etkinlik,blogundada bahsettiği gibi.
En tatlı kurabiyeler,kekler,pastalar,tatlılar,çikolatalar ve şekerlemeler.
Burçincim öncelikle benide bu tatlı etkinliğe kabul ettiğin için teşekkürlerimi iletip kolay gelsin diyorum sana.

Ben de açıkçası kararsızdım hangi enle katılsam:)
ahududu reçelli kurabiyeylemi yoksa bayramda hazırladığım trufflarlamı.
Geçtiğimiz günlerde haftasonu bir araya geldiğimiz arkadaşlarımada truff yapıp götürmüştüm ısrarla onlarda tarif isterken truff ağır basar oldu.
Burçincim izninle bu sebepten bende trufflarda karar kıldım.
Ama truff’ların hazırlık aşamasındakileri anlatmadan olmaz:)

Gece olmuş 2 arefe gününün 2 si birde bu yani:)
Ben mutfaktayım derste çalışmam lazım,sabaha anneanneme kahvaltıyada poğaça yapmak lazım eee mutfakta bir sürü iş var bir yandan tatlının şerbeti bir yandan bayramın 1.günü gideceğimiz ziyaret için truff yapmaktaki kararlılığım derken ben 00:50 gibi işlere koyulmuştum ve dedimki bu gidişle bu kadar iş varken ben ancak 4 e doğru uyurum içimdende dua ediyorum Allahım yardım et çabuk bitsin bu işler:)
Ben böyle derken bir baktımki saat 2:15 te benim bütün işim bitmişti o arada trufflar için baktım buzluktada kek yok eee sabah market açık olurmu derken kek bile yaptım:)
Rabbim duamı kabul eyledi ve bütün işlerim hemen bitti,mutfağın ışığını kapattığımda huzurlu bir şekilde odama geçebilecektim,her şey hallolmuştu şükür!

Not:birde içlerinin görüntüsünü çekemedim herkesten özür diliyorum,bir türlü mümkün olmadı telaştan. İçli truff

Malzemeler:

200-250 gr. Sütlü kuvertür
1 paket krema
3 dilim kakaolu kek

İçine:

Tane fındık
Beyaz damla çikolata

Üzeri için:

Hindistan cevizi
File antep fıstık
Beyaz damla çikolata

Yapılışı:

Kremayı tencereye alın(ben içi derin ufak boydaki bir tencerede yaptım)şöyle bir kere fokurdadığı an ocaktan alın.
İçine doğradığınız-parçaladığınız çikolataları koyun ve iyice eriyene kadar karıştırın.
Sonra dolaba koyun ve takriben 7-8 saat sonra dolaptan alın içine ufaladığınız kekleri atın iyice karıştırın,tatlı kaşığıyla toplar alıp elinizde yuvarlayın.
İçli köfte yapar gibi içini oyup içine fındık koyun,kimisine de damla çikolata koyun.
Ve zevkinize göre istediğinizle süsleyebilirsiniz üzerini.
Benim yaptıklarımda üzeri file fıstıklı olanlarda fındık var,hindistancevizli olanlarda damla çikolata var,fotoğrafta olan üzeri damla çikolatalı olanlar ise boş onlarda içsiz:)
Umarım beğenirsiniz,herkese en güzelinden hayırlı seneler diliyorum şimdiden.

Not:hazır truff tarifi yayınlamışken bir dipnot daha ekliyorum izninizle,ilk truff yapıcağım zamanlarda bir sürü tarif baktım blog arkadaşlarımdan ve bir sürü sayfadan,az çok herkesin verdiği tarifler yakındı birbirine bende kendimce birşeyler yaptım,hepinize teşekkürlerimi sunar hakkınızı helal edin derim.

22 Aralık 2007 Cumartesi

Yoğun Fındıklı Kurabiye


Sevgili Ayşe'nin 8.porselen demlik çay saati etkinliğine hangi tarifle katılsam diye düşünürken arşivde resimlere bakıyordum,makinede olan resimlere baktım sonra( kardeşim isim sahibi:) )bu yoğun fındıklı kurabiyede karar kıldım.
Bu kurabiye benim gene bir şeyler olmalı,ıhlamurun yanında şöyle hafif bir tat olmalı gibi sözcüklerimin arasında çıktı ee fena da olmadı,yanlız şekeri biraz az oldu ama gerçekten fındığın yoğunluğu nefisti ayıptır söylemesi:)
isme gelince kardeşime nasıl olmuş buda benim karışımlardan deyince yoğun fındıklı bir tat dedi ve beğendiğini söyledi.
Ayşeye-ikizlerin annesine bu etkinliğe benide davet ettiği için çok teşekkür ediyorum ve kolay gelsin diyorum.
Malzemeler:

yarım paket margarin
3 çorba kaşığı süt
5 çorba kaşığı pudra şekeri(ben 3 koydum az geldi,5 tam olur)
1 su bardağı dövülmüş fındık
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
un(aldığı kadar)
Yapılışı:

margarin klasik deyimle oda sıcaklığında olsun:)
sonra diğer malzemeleri(un hariç)iyice bir karıştırın-yoğurun.
sonra azar azar unu ekleyin klasik kurabiye kıvamına gelince yuvarlayıp fırın tepsisine dizin ve fırına verin.
afiyetler olsun sıcacık çayınızın yada benim gibi ıhlamurunuzun yanında:)

20 Aralık 2007 Perşembe

Bayramınız bayram ola,gönlünüz muhabbetle dola...

Bayram demek sevinç demek mutluluk demek.
Büyüklerimizin sevecen tebessümünü almak,küçüklerimizin o güzel kalplerinden verdikleri samimi sevgiyi alabilmek bunlar en güzel anlar..
Aslında bayram tebriğimi anneciğimin açtığı güzel baklavaların fotoğrafları eşliğinde yapacakken bazı aksilikler çıkınca birazdan gideceğimiz büyüklerimize hazırladığım trufflarla kısmet oldu(ama baklava sağlam korkmasın kimse,gelene var yani:)).

Bunlar 2 özel isim için,biri benim için vazgeçilmezlerden olan hayatımdaki yerinin önemini kelimelerle anlatamayacağım rahmetli olan dedemin(annemin babası)erkek kardeşi büyük amcaya gideceğiz,diğeri ise annemin kendi teyzesi kadar sevdiği babamın teyzesi olan cici anneme gideceğiz.
Cici annem tatlıya çok düşkündür ve çok beceriklidir leziz şeyler yapar(hatta pırasada not düştüğüm öykü cici annemle ilgilidir)büyük amcamız ise maharetlidir bu sene yapmışmı bilmiyorum(çünkü hastaydı kendisi) ama her sene tatlıyı o yapardı:)
Onların tebessümünü almaya gider iken sizlerede benden sevgiyle kucaklamalar,burada günlerdir en sıkıcı anımda bile oturduğumda yeni yorumlarıyla beni rahatlatan,beni tebriklerinde unutmayan bütün blog arkadaşlarımın ve tüm İslam aleminin bayramının mübarek olmasını diler,gönlünüzden düşenlerin sizin önünüze en güzel şekilde gelmesini temenni eder hayırlı bayramlar dilerim…

18 Aralık 2007 Salı

Fırın Sütlaç-Sütlaç etkinliği

Açıkçası niyetim sütlaçla katılmaktı etkinliğe ama o kadar yoğunum ki fırsat bulsam ne ala:)
bu yüzden arşivden-blogumun ilklerinden olan Fırın Sütlaç'la katılabildim.
ee bu kadar yoğunlukta katılmasam neden olmaz derseniz sütlaç benim çocukluk lezzetlerimden ve benim için çok ama çok önemli tatlardan.
sütlaç açıkçası küçümser demeyelim ama basite alınan bir tatlı gibi gösteriliyor kimi zaman
daha zahmetli daha zor olanlarla kıyas yapılıyor halbuki her bir nimetin ayrı bir lezzeti var ve herkesin güzel emeği var.
ve tabiki sütlaçın ayrı bir lezzeti var (bence tabi) her yediğimde bir 2. sini yememek için zorda tutabiliyorum kendimi bazen tutamıyorumda kaçıyor ipin ucu kaçıyor:)))
bu etkinlik harika olmuş hakikaten,etkinlik sahibimiz Selda'nında dediği gibi herkesin farklı bir tarzı vardır bu şekilde hepsinden haberdar oluyoruz ne güzel.
Seldacım sana çok ama çok teşekkürler bu güzel etkinlik için,aynı zamanda kusuruma bakma arşivimin-blogumun ilklerinden olan Fırın Sütlaç'la katıldığım için.

13 Aralık 2007 Perşembe

Zeytinyağlılar Etkinliği-Kuşüzümlü Zeytinyağlı Pırasa ve Yer Elması

Yıllar önce ben çocukken dayımlarda kahvaltıdayız yumurta salatasına Zeytinyağı koymuşlardı yememiştim bu kokuyor diye. birkaç zaman sonra annem arkadaşına Zeytinyağı getirtmişti baktım annem salataya koymuş yiyemiyorum kokuyor bu ne böyle benimkine koymayın dedim:)
Evvel zaman içinde gider gelirken ömrümüz,bakarımki ben Zeytinyağsız salata yiyemez olmuşum bana o salata,salata gibi değilde tatsız tuzsuz bir şey olmuş…
Dahada önemlisi birgün hayalim Zeytin ağacı yetiştirmek o ağaçların yanıbaşında-dibinde yaşlanabilmek…
Yaa işte böyle zeytine dair baya bir sözcük çıkabilir devam edersem o yüzden Aysel ablanın mis gibi zeytin kokulu etkinliğine girizgahı kısa tutalım ve ona çok ama çok teşekkür edelim.
Aysel ablanın ve bu etkinliğe emeği geçen geçemeyen herkesin ellerine-yüreğine sağlık deyip sözü şu güzel nimetlere bağlayalım…
Etkinliğe benimde nacizane katkım 2 yemekle ki bu pırasanın benim için anısıda var birgün anlatırım inşAllah…Kuşüzümlü Zeytinyağlı Pırasa

Malzemeler:

1 kilo pırasa
2 havuç
Yarım çay bardağı pirinç
1 çay bardağı zeytinyağı
Tuz
1 tatlı kaşığı Şeker
Yarım çay bardağından biraz fazla kuşüzümü
4 diş sarımsak

Yapılışı:

Zeytinyağla,havucu az bir suyla 10-15 dakika kadar pişirin.
Sonra doğranmış pırasalarınızı,minik minik doğranan sarımsakları,tuzunu ve şekerini ekleyin.
Sonra bir iki kaynama gelince pirincide üzerine gezdirirek ekleyin ve bir kere karıştırıp kısık ateşte bırakın ağır ağır pişsin.
Artık pişmesinin son aşamasında ise kuş üzümlerini üzerine gezdirip ağzını kapatın,takriben 2-3 dakika daha ocakta durduktan sonra kapatın ocağı.
Yer Elması

Malzemeler:

Yarım kilo yer elması
1 tane havuç
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Yarım çay bardağı pirinç
3 diş sarımsak
Yarım tatlı kaşığı şeker
Tuz
Dereotu
su

Yapılışı:

Öncelikle pırasadaki gibi havucu ve zeytinyağını suyla pişirin(yer elması çabuk piştiği için iyice pişmesi gerekiyormuş,annem öyle söyledi:)).
Sonra doğranmış yer elmalarınızı da ekleyin tencereye ve ardından doğranmış sarımsağı,tuzu vede şekeride ekleyin kısık ateşte pişsin.
Yemek pişerken pirincide ayrı bir yerde haşlayın sonra yemek pişince haşlanan pirincide üzerine gezdirin ve bir kere güzelce karıştırın(fazla karıştırırsanız çabuk dağılırlar).
En sonra yemeğin altını kapatıp ince ince kıyılmış dereotunuzu üzerine gezdirin ve kapağını kapatın.
Herkese afiyetler olsun.
Anneciğimin bir diyeceğide var,iki yemeğede limonu yerken sıkılıcakmış:)


Herkese afiyetler olsun...

9 Aralık 2007 Pazar

Yeşil Domates Yemeği

Anneannem ben onlardayken baktım diyor yeşil domates alıp yemeğini yapsam güzel olur diye,anneanne ben alayım dedim sen çıkma hatta görmüştüm pazarda diye konuştuk
Ve o hafta eve dönerken pazardan aldım anneannemede dedim bize yaparız sanada getiririm diye boşuna yorulma:)
Ama habire bir şeyler araya girince gecikmiş bir yemek olarak anneannemin tabağında bizimde soframızda oldu bu leziz yemek.
(Hatta pazarda alırken yeni bir şey daha öğrendim o arada yer elması alanlar konuşuyorlardı meğersem yer elmasının turşusuda varmış ilk defa duydum buda dipnot olsun:))
Ben severim yeşil domates yemeğini ama bahçesi olanlara tavsiyem eğer bahçenizde varsa onla yapın bence o dahada lezzetli oluyor,tecrübeyle sabittir bilirim:)

Malzemeler:

1 kilo yeşil domates
2 çorba kaşığı sıvıyağ
2 çorba kaşığı yemeklik kıyma
2 adet soğan
1 çay kaşığı toz biber
1 çay bardağı su
Tuz

Yapılışı:

Domatesleri ufak ufak doğrayın ve 2 su yıkayın.
diğer tarafta soğanı ve kıymayı kavurun,kavurma işlemi bitince toz biberide ekleyin.
sonrasında ise suyun içinden domatesleri alıp tencereye koyun(ayrıca süzmeyin domatesleri)şöyle bir kere karıştırıp üzerine 1 çay bardağı suyuda ekleyin ve kaynamasını bekleyin,kaynamaya başladığı an altını kısıp kapağı kapatın ağır ağır pişsin.
Sonrasında ise afiyet olsun.

5 Aralık 2007 Çarşamba

Şeker Börek

Buda buluşlardan:)
Açıkçası olabilirmi diye düşündüm,hazırladığım sabahta kalktım mutfakta nasıl olur falan derken işte bu güzellikler çıktı umarım beğenirsiniz.
Aslında Abi sofrası yazısını yayınladıktan sonra hemen bu börek yayınlanacaktı ama bir sürü aksamalar başka işler çıkınca klasik deyimle evdeki hesap çarşıya uymadı.
Kısmet bugüneymiş,bu arada Zerrin bu böreği ilk görenlerden tarif onun içinde geliyor.


Şeker börek:

Malzemeler:

3 yufka
18 adet minik sosis
1 su bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta
Üzeri için yumurta sarısı
Susam,çörekotu

Yapılışı:

Yufkaları ikiye katlayıp ay şekline getirin ve kenarlarını alıp kare hale gelmesini sağlayın.
Sonra ikiye katlanmış yufkayı aradan ikiye bölün ve ikiye böldüğünüz parçadan 3 eşit parça kesin.
Sonra süt,yağ,yumurtayla hazırladığımız karışımınızdan arasına sürün güzelce ve sosis koyup sıkıca sarın kenarlarını katlamadan.
Kenarlarını elinizle hafifçe kıvırıp folyoyla tutturun(bir nevi poşet kapamak gibi)sonra kenardaki uçlarını sütlü harca batırıp sonrada uçlarını çörekotuna batırın ve son olarak yumurta sarılarını üzerlerine sürüp susam serpiştirin ve fırına verin.
Fırından çıktıktan sonra folyoları çıkartıp servis yapın.
Ve sonrasında Şeker gibi tatlı lezzet bıraksın ağzınızda…

3 Aralık 2007 Pazartesi

Zevkle hazırlanan güzel bir kahvaltı ve gün,ama...

Bir cumartesilerim var rahat uzun kahvaltı için (ki onada en
fazla 2 saat ayırabiliyorum,vaktimi tüketmemek için)evvelsi günde öyle bir cumartesiydi,sabah hafif uyanır gibi olurken mis gibi bir poğaça kokusu burnuma geldi kalktım koku gittikçe yayılıyor ve takipJmutfakta noktalandı.
Annem(o gün)hacca gidecek akrabamız-aynı zamanda çok yakın dostlarımız için açma hazırlamış havaalanına gidecekler bizimkilerde.
İyi yalnızız dedim ki kardeşimde yokmuş kahvaltıya,oda çıktı kaldım yalnız başıma annemden rica ettim gazetelerde verildi.
Ve şu güzel sofrayı kurdum kendime özene bezene:)
amma velakin günlerdir kendimi çok iyi hissettiğimi söyleyemem yalan olur,ruhen açıkçası tuhaf bir halde hissediyorum kendimi sıkıcı ve yorgun sonra gazeteleri okudum onlarda moralininn son tükenmeyen kısmını silip süpürüyor.
bakıyorsunuz cümlelerimde iç açıcı değil ama tarif eden kelimeleri bulamaz olmuşum,yazı beni en iyi anlatandır kelimelerin yaptığı valste rahatlıyorum ondanda uzağım uzun zamandır derken ben böyle hallerde gidiş gelişler yaparken pazar günü okuduğum bir yazının girizgahı işte tamam dedirtti bunlar benim cümlelerim olmalıydı dediğim bir yazı,içeriği dediklerimle çok alakalı olmayabilir ama girizgah nefisiti!
Bu güzel girizgah Yıldırım Türker'in Radikal 2'deki 2.12.2007 tarihli yazısındaydı.
dün abimle konuştuğumda oku dedim konuşmama,hali pür melalimi anlatmama gerek yok yazı özetlemiş..
gelen zamanlar sakinlik getiriyordur bize kimbilir deyip umudun sularına bıraktım kendimi...



anneciğimin yaptığı açmaları da göstermesem olmaz ama,
her ne koşulda olursa olsun onsuz ona dair emaresiz olmaz:)

1 Aralık 2007 Cumartesi

Sosisli Kurabiye

5.Porselen Demlik Çay Tarifleri Etkinliği'ne katılmayı sordum Nurcan'a,son günlerde birşeyler yapamasamda hatta arşivimden birşeyler olurmu bile dedim:)
sağolsun olur tabiki dedi ve benide çay kokulu etkinliğine kattı.




Tuzlu kurabiye olmalı bu hafta çok elmalı pasta yapıldı yeter tatlı,bir sürü ders arasında birde kurabiyemi yapacağım diye diye kendi kendime söylenip durdum:)
Sonra dışarı çıkartılan margarin beklemeye bırakıldı ve gene ders başına geçildi ama zihnim boş durmuyor ne yapmalı ne yapmalı normal tuzlu istemiyorum,hayır çatalda olmaz,hayır poğaçada olmaz.
içli bir şeyler olsa derken buzluktaki sosisler setin üzerine çıkartılmuş kendimi rende ararken buldum:)
hatta annem rendelenmiş sosisleri gördü bunlar nedir dedi,bende neye benziyor sence dedim sosis sanki ama niye rendelenmiş diye sordu
karışım peşindeyim diye cevabladım ,annem alışkın bana zaten sağolsun:)
Sözün özü dersek gene bir buluş ve beğeniler güzel,o kadar çok kişiye kısmet olduki az oldu diye gözüm korkarken bir sürü insanın tatması gönlümü ferahlattı..
Bir tek benim deneme uzmanım canım abicim deneyemedi onada telefonda anlattım durdum,geldiği ilk seferde onada yapılacak inşAllah:)

Sosisli kurabiye

Malzemeler:

Yarım paket margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1 yumurta
3 adet rendelenmiş sosis
1 paket kabartma tozu
1-2 damla limon suyu
Aldığı kadar un

Yapılışı:


Yumuşamış Margarini ve un dışındaki bütün malzemeleri bir karıştırın sonrada ununu azar azar ekleyin.
Hamurunuz yumuşak bir kıvama gelince ister merdaneyle açıp kalıplarla şekil verin isterseniz yuvarlayıp hafif elinizle bastırıp yassılaştırın ve üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu serpin ve fırına verin.
Afiyet olsun.


not:bu arada sosisler ufak boydu ama bir dahakine yaptığımda ufak boy olursa 5 taneyle yapacağım.sizde yaptığınızda büyük boysa 3,ufak sosisse 5 kullanabilirsiniz.birde limon suyunu eklemeyi unutmuşum,kaç gündürde yazayım dedim kısmet olmadı özür dilerim herkesten.

24 Kasım 2007 Cumartesi

Çilek jöleli bisküvili pasta-Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliği

Bugün başta bir tanecik abim ve benim tatlımı tatlı seslerini her duyduğumda mutlu olduğum öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Günü'nü kutlarım.

Lalecik’in çatlatma operasyonlu etkinliğine
katılamam diye üzülmüştüm,ama sonra bu buluşmu desem uydurmamı desem tarifim imdada yetişti.
Geçenler de gecikmiş sünnet yemeğindeki beni hüsrana uğratan pastayla cebelleşirken bu pasta ortaya çıktı.
Aslında o pastanın üzerine jöleli çilek olucaktı ama olamadı,bir sürü pürüz çıktı nişastası fazla geldi çilekler’e ısı yaramadı derken ben o karışımı kenara koydum.
Sonra baktım tadı çok güzel bunlar bir pasta olabilir derken bu güzellik ortaya çıktı:)


Çilek jöleli bisküvili pasta

Bir kilo çilek
Şeker
Nişasta
Su
(İsterseniz hazır çilekli jöle kullanabilirsiniz )
Bir paket pötibör bisküvi
1 poşet krem şanti
1 su bardağı süt


Çilekleri dörde bölebilirsiniz,yarıyada bölebilirsiniz ebatlarına göre istediğiniz gibi yapabilirsiniz,isterseniz bütün şekildede koyabilirisiniz.
nişasta,su,şekerle hazırlanan jöleyle çilekleri pişirin sonra kelepçeli kalıba dökün sonrada rondoda un haline getirdiğiniz bisküviyide üzerine koyun ve soğutun.
Soğuduktan sonra sütle hazır hale getirdiğimiz şantinizi üzerine dökün dolabta bir gece bekletin.
Ertesi gün ise afiyet olsun:)
not:dünkü haberden sonra yayınlamak içimden gelmiyordu ama zorunluluk,Allah'tan yazısını bile önceden yazmıştım...

23 Kasım 2007 Cuma

Kufu ne diye sorucaktım daha/içimde tuhaf bir sıkıntı vardı

sınavım vardı bugün gecikmeden rahat rahat gittim,sınavda uyuklamadımda herşey iyi gitti sonrasında sinemaya gitmeyi düşünmüştüm gittimde
ama sınavdan beri sinemayada dışarda içimde tuhaf bir sıkıntı var eve geldim bir iki şeye canım sıkıldı onlara yordum olsun Allah daha başka keder vermesin dedim ki bilgisayarı bir açtım bu haber,tamda elimde telefon vardı arkadaşım Zeynep ne oldu sustun dedi,inanamıyorum dedim sadece Esra'nın ölüm haberine inanmak zorunda olsakta inanamıyorum.
ilk blogunu görünce Elazığ lafını görünce hemen mail atmıştım demiştim bizim oralardan sonra oda mail atmıştı birde bayramda mailleşmiştik her daimde takipçisiydim.
diyecek söz yoktur..
Allah rahmet eylesin,Ailesine sabırlar versin...
duamızdan Esra'yı eksik etmeyelim arkadaşlar...

http://esranintaziyedefteri.blogspot.com/

19 Kasım 2007 Pazartesi

Abi Sofrası:)

Bayram’dan beri abim istanbul’a gelmemişti ve geçtiğimiz Cuma bekliyorduk şükür geldi.
Ama telefonda günlerce cumartesi yapacağımız kahvaltıyı konuştuk desem yeridir,abim telefonda cumartesiyi bekliyorum bende,diyordu:)
Bizde kahvaltılar önemlidir saatlerce gazeteler okunur,çaylar içilir uzun masa başı sohbetleri olur keyif içinde gider.
Bu seferde öyleydi 2 de tontonumuz vardı canım anneannem ve yakın arkadaşı+bizim için manevi anneanne sayılabilecek sara teyzemiz:)
Sofra nefisti kahvaltılık dışında sara teyzenin yaptığı mıhlama ve benim yaptığım Şeker Börek vardı.

Mıhlama nefisti,özellikle dibi tavsiyedir.
dibi için kavga bile çıkabilir:)
birde bu tavayı çok beğendim eski bir bakır tava,sağolsun bizim için onda yapıp getirmiş.





Şeker Börek

buda benim buluşum:)
birgün ders başındayken karnımda acıkmışken aklıma geldi,denedim başarılı oldu herkesten tam not aldı:)

biliyorum zararı var ama dayanamadığım bir lezzet kaymak
kardeşim onun resmini niye çekiyorsun dedi olmaz o sofranın baştaclarından dedim:)
helede barbaros'tansa nefis nefis:)

18 Kasım 2007 Pazar

Hamsi Köfte

Malzemeler:

1 kilo hamsi
1 orta boy soğan
3 yemek kaşığı sıvıyağ
Mısır unu
Ekmek içi
Pulbiber
Kekik
Kimyon
Karabiber
Maydonoz
Tuz

Yapılışı:

Hamsiyi güzel ayıklayın ve yıkayın süzgece koyun,süzgeçte iyice süzüldükten sonra yoğurma kabına hamsiyi ve diğer malzemeleri alıp yoğurun iyice kıvama gelince köfte şekli verip normal köfte gibi pişirin.

not:mısır unu ve ekmek içi için miktar vermedi sara teyze isteğe göre olucakmış yani göz kararı.

15 Kasım 2007 Perşembe

Gecikmiş Sünnet Yemeği:)

Bir yakınımızın oğlu yazın sünnet oldu ama öyle merasimle değil.
annesi ufaklığa söz verdi iyileş,pasta yaparız(pasta canavarıdırda emir bey:)) hep bir araya gelir toplanırız emirde o gün bugün bu anı bekliyordu,sünnette ramazan’dan biraz önce olmuştu zaten ramazan sonrasına kaldı bu annemlerin her daimki çay toplantılarından biri:)
ramazan’dan beri kiminin işi var kimi çocuğunun bir şeyi çıkar derken arada benimde işlerim ve yoğunluklarım girince kaldı baya.
Hatta emir bile annesine birgün demişki anne bu gidişle amcamın düğününde yaparsınız diye 4 yaşındaki çocuk bile artık latife etmeye başladı:)
pasta görevi bana aitti ve sonunda Salı gününe karar verildi ben Pazar gününden pasta keklerini hazırladım zar zor oldu,problem üzerine problem deliricektim artık,sonra ertesi günde aynı zorluklarla bugüne kadar yaptıklarımın içinde-görüntü olarak-kötünün kötüsü oldu ama lezzeti çok artılar aldı sağolsunlar:)

bu başımı çok ağrıtan canımı sıkan pastam:(
üzeri emir seviyor diye çilekli-jöleli olucaktı ama binbir türlü sorun yüzünden olamadı:(
bonibonlarda emircik seviyor diyeydi ertesi gün boyaları aktı:((
ama kardeşi tam seyirlikti arada gelip gelip üzerindeki bonibonları alıyordu 2 yaşındada:)
bunlarda emirin annesinin yaptığı tavuklu bohça börekleri.





bunu ise benim lümsemeyle iftar yazımda bahsettiğim ve bahsetmekten keyif aldığım sara teyzemizin yaptığı hamsi köfteler,balık çok sevmeme rağmen bana hamsi dokunuyor yemiyorum ama bundan bir iki tane yedim çok nefisti,yakın zamanda tarifi burda inşAllah...


buda emirin annesinin yaptığı leziz poğaçalar








buda annemlerin bir arkadaşının yaptığı az yumurtalı çiğköfte(bizim yıllardır yaptığımıza çok koyuluyor da yumurta)çok güzel olmuştu.
ve bu çiğköfteyi ne zaman yapsak hep aklımıza annemlerin dubaiden olan arkadaşı Hena gelir her seferinde konuşulur.
Yalova'da bir akşam bu çiğköfteden nasıl yaptığımız ne zevkle yediğimiz vs.vs. güzel bir anıydı istanbul'da da yaptık çiğköfte geçen geldiğinde,oda çok neşeli geçmişti kulakları çınlasın...
ben masadan zor kalktım,kalktığımda böyle çay saatlerinize beni çağırmayın lütfen dedim:)
latife bir yana çok güzeldi neşeli ama son anlarda çocukların balon patlama sesleriyle biraz gürültülü güzel bir gündü tarihe düşen...

13 Kasım 2007 Salı

Ye#28 Geleneksel Kış Hazırlıkları-Sulu Domates ve Ev Yapımı Biber(köy biberi)

Mahzun Prensesten Sıcak bir etkinlik:)
çünkü bu etkinlik insana eski günlerin sıcaklığını hatırlatıyor(en azından bana onu hatırlattı)kaloriferin hayatımızı işgal etmediği günlere,sobanın sıcaklığının olduğu zamanlara götürdü.
evet kalorifer rahat ama o günlerin,o çıtır çıtır yanan sobanın lezzetide başkaydı.
bu etkinliği görünce hem bunlar hem kışı hatırlatması(ben soğuk havaları daha çok tercih ederimde)benim çok hoşuma gitti.
bizim evdeki kış hazırlıkları tam tamamlanmasada bir iki şey buldum ve nacizane katılmaya çalıştım bu ilk etkinliğime.
Evet böyle güzel bir yanıda var bu benim ilk etkinliğimde:)
inşAllah beğenirsiniz...
Sulu domates:
Domatesinizi ve birkaç tane kırmızı biberinizi rondodan geçirdikten sonra tencerinize alıp ocağa koyun.içine bir iki tane sivri biber doğrayın ufak ufak onlarıda atın,az tuz ekleyin.domatesiniz iyice pişince ocaktan alıp kavanozlarınıza veya cam şişelerinize boşaltın sıcakken ağzını sıkıca kapatın.



 Ev yapımı biber(köy biberi):
 Arnavut biberinizi alın yıkayın ve bir örtünün üzerine güzelce yayın bir gece bekletin iyice kurusun nemliliği gitsin,sonrada güneşe kurutmaya bırakın(yada çok acı olan sivri biberde olabilir ama Arnavut biberinin acısı çok güzeldir)güneşte iyice kırmızılaşıp kupkuru olunca rondoda kıyın(bezden dikilmiş torbalar vardır onlar da dövebilirsinizde)ama çok çok dikkat edin ve açık havada yapmaya çalışın çünkü fena hapşırık yapıyor acıdan yanıyor insan.bu biberin yemeklerdeki lezzeti harikadır.

Not:köy usulüyle yapıldığı için bizim ailede köy biberi denir.

10 Kasım 2007 Cumartesi

Yormasına rağmen değdi

Geçen hafta Cuma günü yani 2.11.2007 tarihinde TÜYAP’taki 26.İstanbul kitap fuarına gittik.
Gidişimiz uzun sürdü kaç saati buldu,hatta il sınırına dayanmışken ağbime geçsek daha yakın bile dedik yol boyunca:)
Ben birkaç sene evvel gittiğimde bir dahamı aman aman demiştim(o zaman da çok fena yol sorunu çekmiştik)gene dayanamadım gittim.
Bir yağmur bir soğuk çok fena neyse salona girdik harika,her tarafta yayınevlerinin okurların iştahını kabartan kitap boldu standları,farklı farklı söyleşiler,yazarlar,çizerler.
Başladık gezinmeye ee vakitte önemli ve gezinirken bir sürü kitap beni cezbediyor ama genede biraz daha gezindikten sonra ilk kitabımı “Literatür”yayınlarından aldım,sonrası çorap söküğü gibi geldi:)
Ve sonunda yukarda gördüğünüz gibi bir sürü kitapla eve döndüm,giderken yaşadığımız sıkıntılı yolculuğa,dönüşte saatlerce otobüs bekleyip sonra tıkış tıkış dönüşe rağmen değdi.
Şimdi masamın kenarına yere kitapları dizdim,elimde okuduğumla birlikte bir tanesine daha başladım ikisinide bitirip merakla beklenen ve benimde beklediğim "İhsan Oktay Anar"ın "Suskunlar"adlı kitabına başlıyacağım.
kesin bunuda “puslu kıtalar atlası”nda olduğu gibi hemen bitireceğimden şüphem yok.
Fotoğraf'ta her ne kadar Burçağın güzel fotoğrafı kadar çıkmasada idare eder inşAllah ve birde Zerrincim bu fotoğrafı senin içinde koyuyorum biliyorsun,çok güzel çıkmadılar ama geciktirmiyeyim dedim.

5 Kasım 2007 Pazartesi

Sahrap'ın Lor tatlısı

Ramazan Bayramına 2 gün kala pazar günü milliyet gazetesinin verdiği "sahrap soysal'ın bayram tatlıları"dergisinden bir tatlı denemek istedim ama ev tatlı dolu ve benimde o gün arkadaşlarımla iftarım var birşeyler hazırlıyorum arada,yani tam bir koşturmaca annemin deyimiyle başıma iş alıyorum:)
ve 2 gün sonrada bayram,annem bayramdan sonra denersin kendini sıkıntıya sokma demesine rağmen söz ağızdan çıktı bir kere diyip,birde ertesi gün abim geliyor istanbul'a onada yeni birşey tattırmak istiyorum diye düşünüp işe koyuldum.velhasıl hazırladım tatlıyı biraz koşturmacalı olsada:)
sonuç ise harika çok beğenildi,hatta o gün evden çıkarkan anneme dedim iftarda tadına bakınca hemen arayın merak ediyorum nasıl diye,aradılar çok beğenmişler ee ertesi günde abimin birkaç tane yemesi iyiki koşturmuşum dedirtti:)
son bir not o gün benim tatlı ikizim:)olan bizim minik(bu ismi bizimkiler takmışta:)),iftarda habire o tatlıdan bende istiyorum dedi söz vermiştim bende ve haftaya yiyebilirsin belki diyip noktalıyorum.

Malzemeler:

250 gr.lor(tuzlu olmayacak)
1 su bardağı un
1/2 su bardağı irmik
1 adet yumurta
100 gr.eritilip ılıtılmış bitkisel margarin
1 çay kaşığı tepeleme karbonat
1 paket vanilya
2 türk kahvesi fincanı çekilmiş ceviz içi (veya fındık yada badem)

Şerbeti için:
2 su bardağı su
2,5 su bardağı şeker
1 yemek kaşığı limon suyu

Yapılışı:

Derin bir kabın içine loru (iyi kalite olsun) un ve irmiği koyun.yumurtayı kırıp ılık yağı ilave edin.karbonat,vanilya ve cevizi ekleyip yoğurmaya başlayın.oldukça yumuşak ve çok hafif elinize yapışıcak bir hamur elde edeceksiniz.fırın tepsisine yağlı kağıdınızı koyun yada 2-3 çorba kaşığı yağla yağlayın.hamurdan ceviz kadar parçalar koparıp yuvarlayıp hafifçe üzerine bastırıp tepsiye aralıklı olarak dizin.fırını 175 derece alt üst konuma ayarlayıp 10 dakika önceden ısıtın.sıcak fırında 35-40 dakika,kenarları hafif sarı kahvarengi oluncaya dek pişirip çıkarın.şerbet için su ve şekeri ufak bir tencerede sık sık karıştırarak kısık ateşte kaynatın.limon suyunu katıp 2-3 dakika daha kaynatıp ocaktan alın.soğuyan tatlıları derin bir kaba dizip üzerine sıcak şurubu aktarın.ara sıra ters çevirip 2-3 saat şurubu iyice çekmesini bekleyip servis yapın.

not:ben derin borcam tepsiye koydum içini tam doldurdum tatlılarla oldu,ilk büyük salata kaselerinemi olur acaba dedim ama borcam tepside oldu ve fındığıda benim gibi az çekmeyebilirsiniz ben öyle sevdiğim için yaptım.

1 Kasım 2007 Perşembe

Kavurmalı Mantar Sote


Buda annemin tariflerinden, zaten görüntüde kendini ele veriyor bol baharatlı olmasından:)

Malzemeler:

Mantar
Kavurma
Soğan
Kırmızı biber,çarliston biber,sivri biber(hepsinden birkaç tane olması kafi)
Kekik
Tuz
Sıvıyağ

Yapılışı:

Önce soğanları yağda kavurun,sonrada biberleri ekleyin.hepsi güzel kavrulduktan sonra haşlanmış olan mantarları ve tuzunu ekleyin.Arada karıştırarak 5 dak kadar orta ateşte bırakın. en son ocağı kapadıktan sonra üzerine kekik gezdirdikten sonra servis edin.

not:eğer acı seviyorsanız pul biberde atmanızı tavsiye ederim,acı halide-benim gibi acı'ya düşkünseniz tabi-bence bir başka lezzetli oluyor.

27 Ekim 2007 Cumartesi

Ezme Salata

Ramazan'da anneannemlerde iftardayken yemiştik teyzemin bu salatasını,nefisti!
çünkü dışarda yediğimiz ezmelerden farklıydı bir sürü malzeme koymuş teyzem ve lezzetine lezzet katmıştı.
ellerine sağlık.

Malzemeler:
domates
salatalık
biber
soğan
közlenmiş patlıcan
biber salçası
nane
reyhan
pul biber
maydonoz
nar ekşisi
sarmısak
zeytinyağı
tuz

Yapılışı:

Domatesi rondoda kıyın ayrı olarak,sonrada diğer malzemeleri rondoda kıyın ayrı bir kapta birbirine karıştırın kıydığınız malzemeleri.
sonrada zeytinyağını,nar ekşisini,tuzunu koyun,iyice karıştırın ve sonra servis tabağınıza alın.
not:yalnız yağının az olmamasına özen gözterin,teyzem lezzeti onun verdiğini söylemişti.

16 Ekim 2007 Salı

Sebzeli Börek

Birkaç sene evveldi bir ramazan akşamı iftar sonrasıydı,annem börek yapalım sahura dedi ben yaparım tamam dedim ama ne’li yapıcağım diye kara kara düşünüyorum.peynirli yapsam yeni yedik,kıymalı yapsam şimdi buzlukta kıyma bul sonra bekle açılsın zor çok zor,patatesli yapsam dedim baktım oda o kadar istek görmedi.
Bu sefer patatesle değişik bir şeyler olsun diyorum olmuş saat akşam 10:00 ve buzluktaki haşlanmış havuç ve bezelye acaba patateste birkaç tane olsa içinde ne güzel olur düşüncesiyle bana börek harcı oldular.
Sonrada gece sahurda yiyen birkaç dilim daha istedi tarif nerden diye soranlara ise hiç sebzeli börek tarifi almadım bugüne kadar deyip benim
buluşum diye gülümsedik.

Malzemeler:

5 adet yufka
3 su bardağı süt
Bir su bardağından biraz az sıvıyağ
2 yumurta(birinin sarısı ayrılıcak üzeri için
Üzerine ayırdığımız yumurta sarısı

İç malzeme:

3 orta boy patates
Yarım su bardağı bezelye
2 havuç
1 su bardağı kaşar peynir rendesi
Tuz
su

Yapılışı:

Öncelikle ocağa sebzeleri haşlamak için suyu ve tuzu koyun.
o kaynayana kadar iç harcı olan havucu ve patatesi küçük küçük doğrayın,sonra kaynayan tuzlu suya önce havucu atın,5 dakika kadar durduktan sonra patateside atın oda 5 dakika durduktan sonra en son bezelyeyi atın(eğer konserve bezelyeyse haşlanmasına gerek yok )
sonra bu sebzelerimiz iyice haşlanınca süzgece döküp bekletin,suyunun süzülmesi için.
Sebzeler suyunu süzerken börek yapılıcak tepsiyi sıvıyağla yağlayın sonra da kenarları dışarıya gelicek şekilde bir yufkayı koyun.
Süt,yağ ve yumurtadan oluşan harcınızıda hazır edin
Sonrada tepsi böreği gibi ilk kata kenarları dışarıda kalıcak şekilde yufkayı serin ve sütlü harctan biraz gezdirin sonra 2 kat daha aynı şekilde yapın ve koyduğunuz 2.katta haşladığınız sebzeleri her tarafına yayılıcak şekilde dökün.
İyice yaydıktan sonra kaşar rendesinide üzerine serpin ve kalan 2 yufkayıda üzerine tek tek kapatın ve aynen onlarında aralarına sütlü harctan dökün
Son kata'da sütlü harçtan 1 çay bardağı kadar ayırın ve içine yumurta sarısınıda katın,üzerine güzelce sürün ve fırına verin.

12 Ekim 2007 Cuma

Hayırlı Bayramlar!

Ama hüzünlü son,hızlı geçti mübarek ay her güzel şey gibi ve bayramda güzel noktası oldu..
Rabbim ramazanın maneviyatında gelen bayramın sevincinden bizleri eksik etmesin.
Ramazan ayında evlerine yas düşen bayramı hüzünle yaşayan ailelere Allah (cc.)sabırlar versin.
Bugünü yalnız başına geçirenlere hayırlı kalabalıklar nesib etsin.
Ve tüm insanlığa hayırla geçen ömür ve bayram nasib etsin..
Bayramınız mübarek ve dualarımız kabul olsun…

Şeftalili Çift Katmanlı Kek

Şeftaliler bitmeden birçok şey yapmalıyız! Evet her yıl özellikle meyveli yapılan lezzetleri düşünüp bir ucundan yakalamayı düşünsem de...